esratasliyuk.sitemynet.com

Anasayfa
Özgeçmişim
Yazılarım - 1
Yazılarım - 2
Yazılarım - 3
Yazılarım - 4
Yazılarım - 5
Yazılarım - 6
Yazılarım - 7
Yazılarım - 8
Yazılarım - 9
Yazılarım - 10
Yazılarım - 11
Yazılarım - 12
Yazılarım - 13
Yazılarım - 14
Önerdiklerim
Bilişim dili
İletişim

Yazılarım - 6


Siyasilere iletişim önerileri

Toplumumuzun siyasileri değerlendirme kıstasları değişti. Adı yolsuzlukla birlikte anılanlar, terörün arttığı, cari açığın büyüdüğü dönemlere hükümet edenler, şimdiye kadar çoğu kez ikinci bir şans bulamıyordu. Bugün ise halkın gündemini yakalayan, samimi ve halktan görünen, onlara umut veren, olumlu hava yaratan ve parti iletişimini kesintiye uğratmadan sürdüren kazanıyor...

Oy verilecek parti, oy verilecek aday tanımı; "uzlaşmacı, gerçekçi ve rejim tehlikesi, küresel ekonomi gibi makro konulara oranla, insanların günlük yaşamındaki etkisini anında hissedebildikleri konuları daha fazla çözümleyen" olarak yön bulmakta. Hiç kuşku yok ki, iletişim yetenekleri yetersiz olan siyasal girişimler başarısızlığa mahkum...

Son seçimlerde farklı partilerin iletişim eksikleri ve yanlışları üzerine kafa yormayanımız kalmadı herhalde. Ben de kalemim yettiğince siyasilere iletişim önerilerimi sunmak istiyorum.

Sanırım herkes buna katılacaktır ki, Türk halkını bütünüyle kucaklayan, halkın meşgul olduğu konuları yakalayarak gündeme taşıyan ve halkın çıkarlarını öncelikli gözeterek çözümler sunan bir parti algısı yaratılması bekleniyor. Siyasal iletişimi bir tarafa bırakalım; biz iletişimciler hiçbir koşulda olumsuz mesaj verilmesinden yana olmayız. Bir parti de başkasının ne kadar yanlış olduğunu vurgulamak yerine, kendi doğrularını anlatsa daha iyi eder, diye düşünüyorum.

Bir partinin belli bir bölgede yaşayan, belli gelir, yaş ya da kültür seviyesindeki kitlelerin partisi görüntüsünden sıyrılıp, Anadolu'yu, kırsalı, varoşları da kucaklaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Halkla sıcak iletişim canlandırılmalı. Üyeler daha etkin görevler üstlenebilecek biçimde yönlendirilmeli. Bir partinin bugünden itibaren yarın seçim olacakmış gibi çalışmasının bir zararı olmayacağı gibi, epey faydası olacaktır. Hemen bugünlerde bir "seçim strateji merkezi" kurulmalı ve üyelerin etkin katılımının sağlanacağı il ve ilçe temsilcilikleri ile bu merkez arasında güçlü bir iletişim ağı tesis edilmelidir. Kadın kolları, gençlik kolları gibi örgütlerin yerel toplantılar düzenlemesi, önemli etkinliklerde katılımcı olarak yer alması, hatta adam adama ikna yoluna gidilmesi, partinin halka dönük duruşunu pekiştirecektir. İkna yöntemi ise oy avcılığı değil; partinin, programının ve milletvekillerinin olumlu yanları ve çözüm önerilerini ön plana çıkarmak olmalıdır. Bu sıcak temas, halkın nabzını tutmak için de önemli bir fırsattır. Görüşme yapan parti temsilcileri, güler yüzlülüğü elden bırakmamalı, gelen şikayetleri partiye iletip ilgilenileceği konusunda güven uyandırmalıdır.

Benzer biçimde, medyada yer alan olumsuz haber ve yorumlar ile ilgili olarak da sıcağı sıcağına harekete geçilmeli, gerekçeler dürüstçe ortaya konmalıdır. Olumsuz haberlere kulak tıkamak güven sarsar. Öte yandan bir gazeteci bir sorunu dile getiriyorsa, bir kısım halkı temsil ettiği göz önünde bulundurularak ivedilikle çözüm önerisi sunulmalı, harekete geçilmelidir. Örneğin liderin değişmesi gerektiği konusunda genel bir kanı oluşmuşsa, "seçmenin beklentisi"ne kayıtsız kalınmamalıdır. Bir başka örnek daha: Geçtiğimiz günlerde değerli bir yorumcu, televizyon ekranlarından yaptığı konuşmada, kendisine ulaşan okur mektuplarında, bir partiye üye olmak isteyenlerin, parti temsilciliklerinin kapalı kapılarıyla karşılaştıklarının yazıldığını söyledi. İlgili parti yönetimi hemen bu konuyu ciddiye alarak harekete geçmeli ve gereken açıklamayı yapmalı idi. Eğer ortada gerçek bir savsaklık varsa, bunu da nedenleriyle açıklamalı ve düzeltilmesi için atılan adımları duyurmalıydı...

Bugün pek çok partinin medya ilişkilerinde gördüğüm diğer eksiklerin başında düzenli basın bilgilendirme toplantıları gerçekleştirilmemesi, parti liderinin algı kirlenmesine yol açacak kadar öne çıkıp potansiyel diğer sözcülerin vitrinden uzak kalması ve iletişimde sürekliliğin sağlanamaması geliyor. (Algı kirlenmesi hakkındaki açıklama bir önceki makalemde yer alıyor.)

Seçmen ilişkileri yönetimi (VRM)

İş dünyasının gündeminde ön sıralarda yer alan müşteri ilişkileri yönetimi (CRM - Customer Relationship Management), seçmen ilişkileri yönetimi (VRM - Voter Relationship Management) olarak partilerin gündemine de girse ne iyi olur. Bir parti seçmenini sınıflandırsa, gelişmeler karşısındaki tutumunu belli kişiler ve gruplar bazında ölçse, sonra bunları bir havuzda toplayıp değerlendirse ve seçmeninin nabzını anlık takip etse... İşçisine, çiftçisine, iş adamına, ev hanımına, öğrencisine, dış dünyaya segmente edilmiş farklı alt mesajlarla gitse, onların dillerinden konuşsa ve beklentilerine çözüm sunsa... Seçmen bilgilerini güncel bir veri tabanında kayıtlı tutsa, hatta bunların arasından şimdiye dek o partiden başkasına hiç oy vermemiş gönüllü elçilerini bulsa ve onlara özel bir iletişim uygulasa... Yapılan açıklamaların, etkinliklerin an an oylarını nasıl etkilediğini anketlerle ölçse; bölgesel ve ulusal bazda duyarlılık yaratan farklı konuları buna göre saptayıp üzerine gitse... İyi olmaz mı?

Elbette daha yapılacak / yapılabilecek çok iş var; Örneğin parti içi uyum, liderin itibarı, dış siyasete katkı, köklü geçmişinin mirasından yararlanma gibi konulara hiç değinmedim. İletişim adına da kaçırdığım ayrıntılar olabilir. Burada bir iletişim yaklaşımı ortaya koymaya çalıştım. Ayrıntılar bu yaklaşım çerçevesinde bir uygulama planına yerleştirilebilir. Yeter ki şunu görelim: İletişimin gücü = partinin gücü...