|
Halkla ilişkiler kendine iyi demek değil, dedirtmektir
Halkla ilişkiler, sizin kendinizden övgüyle söz etmeniz değil, başkalarının sizi övgüyle anmasını sağlamaktır!
Tüm şirketler medyada görünür olmak isterler. Şöyle şirketinin isminin önünde "A pazarının en başarılı kuruluşu", sonunda da "önlenemez yükselişi sürüyor" gibi ifadelerle anılmak, eminim ki en az bilişim sektöründe olduğu kadar diğer sektörlerde de yöneticilerin öncelikli beklentileri arasındadır. Fakat ben uzunca süredir bilişim dünyasına yakın olduğum için, özellikle bu sektördeki yarışa tanıklık etmekteyim. Gazetecilerin e-posta kutularına (hatta üyeyseniz pek çok portaldan sizin e-posta kutunuza da) her gün şöyle başlıklar düşüyor:
"A şirketinden Türkiye'de bir ilk"
"B ürünü C fuarına damgasını vuracak"
"ABC şirketinden dev proje atağı"
"C pazarının öncü kuruluşu D'den fark yaratan çözüm"
"Sektör lideri E şirketi başarıya koşuyor"
...
Bu gibi başlıklardan çokça sayabiliriz.
Peki burada yanlış olan ne?
Birincisi, "dev, en büyük, ilk, fark yaratan, öncü, lider" gibi sözcükler anlamını yitirmeye başlıyor. Her şirket kendi açısından önemli bir projeye imza atabilir; fakat her önemli proje haber değeri taşımaz. Her projeyi "en büyük, Türkiye'de ilk, dev" olarak tanımlarsanız inandırıcılığınızı yitirirsiniz. Gerçekten ilk, gerçekten en büyük projeyi anlattığınızda da artık çok geç olabilir. Bu gibi genel, soyut ve havada kalan söylemler yerine; kazanılan başarının ne olduğunu açıklamak ya da Türkiye'de ilk olan ürünün topluma / iş dünyasına ne yarar sağlayacağını somut olarak anlatmak, haberin yayımlanma olasılığını yükseltir.
İkincisi, Türkiye'de ilk olduğunu savunduğu projesiyle rakibini medyada gören, oysa kendi projesinin daha kapsamlı olduğunu düşünen şirketler, medyatik rekabete soyunur. Bu kez de diğer şirketin haklı baskısını üzerinde hisseden mecra, rakip şirketin "en ilk, en büyük" projesini sayfalarına taşır. Peki okuyucu ne yapar? Sürekli tekrarlanan bu haberleri okumadan geçmeye başlar; çünkü inandırıcılığını yitirmektedir...
Üçüncüsü, birçok "en ilk, en dev, en başarılı" proje ve "en lider, en öncü" kurum arasında kendisi de var olmak isteyip tamamen medya için içerik üretmeye odaklanan tüm şirketler, diğer iletişim olanaklarını heba ederler.
Bir de kendi projesinin / ürünün diğerlerinden daha üstün olduğunu kanıtlamak isteyenler, çoğu yabancı dilden sözcüklerle üstünlüklerini açıklamaya çabalarlar: "İmplementasyonu 10 günde tamamlanabilen XYZ ürünün R 7 versiyonunda yer alan CLM modülü sayesinde, dimensionlar şu kadar zamanda tanımlanıp, datalar bu sürede sort edebiliyor ve reportlar kolayca alınabiliyor." gibi ifadelerle, amacı yalnızca "işini kolaylaştırabilmek için yazılım desteğine başvurmak" olan okuyucunun kafasını iyice bulandırırlar.
Ve tabi ne yazık ki bazı mecralarda bültenlere "kopyala yapıştır" yöntemiyle, gerçekten "ilk, en büyük" olup olmadıkları teyit edilmeden yer verilmesi sonucunda, "araştırmacı gazetecilik" tarihe karışır...
Peki doğrusu ne?
Aslında hepimizin bildiği bir konuyu anımsatmak istiyorum: İletişim kaynaktan hedefe mesaj gönderimidir. Kaynaktan yola çıkan mesajın hedefine doğru şekilde ulaşmasını engelleyen her şeye "gürültü" denir. Sözünü ettiğim "gürültü", mesajın anlaşılması zor ifadelerden oluşmasından kaynaklanabilir.
- Bu nedenle işi bilişim olmayanların bilişim terimlerinden anlamayabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka kolay anlaşılır ifadeler kullanılmalı.
- Ortaya konulan katma değer, mutlaka somut ifadelerle açıklanmalı.
- Rakamsal bilgi verilebiliyorsa mutlaka verilmeli; rakamlar haberin yayımlanma olasılığını yükseltir.
- Haber, bir yeniliği, bir farklılığı ve çoğu kez de bir yararı anlatır. Bültenler mutlaka şu beş unsuru taşımalı: Kesin, ilginç, güncel, yararlı, kısa.
- Fazlaca abartıdan kaçınılmalı ve bültenin tatmin olmak için değil, haber olmak için yazıldığı unutulmamalı. Reklam metinlerine özgü övgü ifadelerinden kaçınılmalı.
- Bültende sayımlamasal (istatiski) bir bilgi kullanıldığında, mutlaka kaynak belirtilmeli.
Bir bültenin haber olma olasılığını yükseltmek için elbette içeriği kadar zamanlaması, doğru kişiye teslimi, görsel ve çizgelerle (grafik) zenginleştirilmesi gibi unsurlar da önemli. Ve elbette medyada görünür olmanın tek yolu bültenler değil...
|